YOLERİ GEZGİN DERVİŞ’E YOL DAYANIR MI?

Gezimizin son anları gelmişti. Artık geri dönüşümüz başladı. Uzun bir yolculuğun ardından başkent Tunus’a en kestirme yoldan gidiyoruz. Gabes-Kaırouan-La Fahs-Tunus güzergahını takip ediyoruz. Tunus-Misaken arasındaki 150 km’lik otoyol, daha doğuda kaldı.  Otoyol kenarındaki golf sahaları bu bölgede yok. Gün batımında başkente 50 km. kala Zaghoua  Dağlarının yamaçlarına yaslanmış zeytin ağaçları bizi selamladı. Çok katlı lacivert camlı binalar, eski yapılar, ay-yıldız bayraklı resmi daireler, yüksek oteller, geçen yıl Tunus’un ev sahipliği ile gerçekleşen “Uluslar arası Akdeniz Oyunları” spor karşılaşmalarının gerçekleştiği modern spor  kompleksleri, küçük minareler, tramvay, metro, tren, beyaz badanalı ve mavi cumbalı evler, tarih kokan geniş caddeler,  yaşama dokunan insanlar ve cıvıl cıvıl çocuklar… İşte başkent Tunisia.

Tun10

MEDİNA BİR OSMANLI KENTİ

Medina bir labirenti andırıyor. Beyaz badanalı evlerin ve dükkanaların mavi boyalı kapıpencereleri, Osmanlı desenleriyle düşlenmiş. Avlu ve iç duvarlar ise tamamen desenli seramik fayanslarla kaplı. Eski tarihi duvar ve yapılara yaslanmış evlerin ve dükkanların bulunduğu parke taş döşeli dar sokaklar tertemiz. İç mekanlardaki satış  yerlerinde bakır, tunç, deri, seramik, halı, tahta oymacılık, sahte gümüş takılar,   deve ve zenci motifleri, kurutulmuş yılan ve akrep, cıncık boncuk, hurma (bal köpüğü rengindeki Tunus hurması çok meşhurdur), rengarenk kadın giysileri..vb. her tür hediyelik eşyanın  satıldığı Tunus pazarlarında, pazarlık ederken dost ve sıcak insanların dayanılmaz  ısrarı, mutlaka size bir şey aldırıyor. Dünyada kaybolan el sanatları, Tunus’ta yaşatılıyor ve önemli bir gelir kaynağı olarak değer buluyor.

TUNUS’A TURİST GELİN, DOST DÖNÜN

Medina Kapalı Çarşısı’ndaki Osmanlı izleri sizi şaşırtmasın. İstanbul Eminönü,  Tarlabaşı, Mahmutpaşa, Mercan, Beyazıt, İzmir Kemeraltı, Laleli ya da Bizim Kapalı Çarşı’dan farksız  sokaklar ve alışveriş yerlerinde yabancılık çekilmiyor. Tunus’ta alış-veriş yaparken pazarlık etmeyi sakın unutmayın. Satıcıların çoğu Osmanlı kökenli. Eski Osmanlı hamamından bozma lüks lokanta Dar El Jeld-Le Diwan’da göbek taşı üstünde beyaz Tunus şarabı ile balık yemenin damak tadını unutamayacaksınız. İşletmeci Türk kökenli Kharime’nın yaptığı Kemalpaşa tatlısı ile parmağınızı yemeyin. Kuyumcular,  baharatçılar, kahveler ve camiler tam bir İstanbul havasını andırıyor.

20

BİR DE TUNUS’UN ÖTEKİ YÜZÜ VAR

Kimi sokaklarıysa, bizim Beyoğlu ya da Tarlabaşı’nın arka sokaklarını aratmayan cinsten. Başkentte Habib Burgiba  Caddesi’ni dik kesen Rue el-Marseille sokağındaki Oscar Hotel çevresi batakhanelerle  dolup taşıyor. Bu sokakta bar, yıldızsız oteller, disko, pavyon, gece kulubü, alkol ve hayat kadınlarının bol olduğu, gelir düzeyi düşük insanların eğlenip ve canlı müzik dinledikleri bu mekanlar; sabaha dek dolup taşıyor. Cebinize dikkat!. Bu sokağı tavsiye etmem… Çünkü, Tunus’un daha güzel ve nitelikli eğlence ve dinlence yerleri var.  Marina Palas, Hasdurubal, Abou Navas gibi lüks otellerin gece kulüpleri, her tür eğlencenin bulunduğu hoş ve güvenilir yerler. Özellikle hafta sonu canlı müzikli  programları kaçırmayın.. Bu eğlence yerlerinde kaliteli Tunus şarabı içip, darbuka eşliğinde raks eden Tunuslu güzel dansözlere eşlik etmezseniz üzülürler… Tunus’ta bir Roma kalıntısı üzerinde şöyle yazıyor: “Tunus: Av, banyo, oyun ve keyf… İşte yaşam budur.”  Tunuslular sanki bu tanıma uyarak yaşıyorlar. Dans,  eğlence ve ağız dolusu gülmek, Tunuslulara özgü bir sanat mı dersiniz?

Devamı haftaya…