Türkiye Cumhuriyeti, tam 101 yıl önce bugün, büyük bir devrimle doğdu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve millî mücadele arkadaşları, bağımsızlık mücadelesinin ardından sadece bir yönetim biçimi değil; köklü bir zihniyet değişimini, aklın ve bilimin yol göstericiliğinde bir millet olma bilincini bizlere miras bıraktılar. Cumhuriyet, karanlıktan aydınlığa, esaretten özgürlüğe giden yolda açılan kapıdır. Bugün, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda bu değerli mirası coşkuyla selamlıyoruz.

Muasır medeniyet hedefine doğru

Cumhuriyet, Atatürk’ün deyimiyle “kimsesizlerin kimsesi”dir. Bir millete irade ve güç vererek, onun kendi kaderini tayin etmesine olanak sağlar. 101 yıl önce ilan edilen Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim modeli değil; her bireyin özgürce kendini ifade edebildiği, eşit haklara sahip olduğu bir sistemdir. Kadınıyla erkeğiyle, yaşlısıyla genciyle bu topraklarda yaşayan herkes, Cumhuriyetin getirdiği hak ve özgürlüklerin koruyucusu ve mirasçısıdır. Cumhuriyetin en büyük kazanımlarından biri, milletimizi çağdaş medeniyetler seviyesine taşıma amacıdır. Atatürk’ün “muasır medeniyet seviyesine ulaşma” hedefi, bir milletin kalkınmasının, ilimde ve sanatta ileri gitmesinin önemini bizlere gösterir. Bugün bilimden sanata, eğitimden ekonomiye kadar her alanda elde ettiğimiz başarılar, Cumhuriyetin bu yolda attığı adımların sonucudur. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması, köylülerin eğitimi için kurulan köy enstitüleri ve daha birçok yenilik, Cumhuriyet’in sağladığı eşitlik ve ilerleme ruhunun eseridir.

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir”

Cumhuriyet aynı zamanda bir birlik ve beraberlik projesidir. Bu topraklarda yaşayan milyonlarca insanı, tek bir çatı altında, ortak değerler etrafında birleştirir. Farklı kimlikler, diller, inançlar Cumhuriyetin güvence verdiği bir çerçeve içerisinde özgürce var olurlar. Atatürk, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” diyerek bu topraklarda yaşayan herkesin, ortak bir millet çatısı altında, kardeşçe var olabileceğini ifade etmiştir. Bugün, Cumhuriyetin ışığı altında, bir arada, barış ve huzur içinde yaşamanın değerini bir kez daha anlamalıyız. 101 yıllık bu köklü miras, bize yalnızca bir geçmişi değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluğu da emanet etmektedir. Atatürk’ün “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir” sözünde ifade ettiği gibi, Cumhuriyeti yaşatmak ve daha ileriye taşımak bizlerin görevidir. Bu görev, sadece bir bayram coşkusu değil; günlük hayatımızda Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkmak, toplumun her bireyinin hakkını savunmak ve demokratik değerleri korumakla mümkündür. Cumhuriyetin ışığıyla aydınlanan bu yol, gelecek nesillere daha güçlü ve daha çağdaş bir Türkiye bırakma sorumluluğumuzu bize hatırlatır.

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin 101. yaşını kutlarken, Cumhuriyetin tüm kazanımlarını onurla ve şükranla anıyoruz. Atamızın bizlere emanet ettiği bu kıymetli mirasın sorumluluğuyla; bağımsız, laik ve demokratik Türkiye’yi yarınlara taşımak için daima çalışacağız. Bu bayram vesilesiyle, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, özgürlük ve bağımsızlık yolunda canlarını feda eden tüm kahramanlarımızı rahmetle ve minnetle anıyoruz.

Elbette yine ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 1924 yılında söylediği şu sözünü hatırlamakta fayda var:

“Bütün dünya bilsin ki, benim için bir taraflılık vardır: Cumhuriyet taraftarlığı, fikrî ve sosyal devrim taraftarlığı. Bu noktada, yeni Türkiye topluluğunda bir bireyi, dışarıda düşünmek istemiyorum.”

Cumhuriyetimizin 101. yılı kutlu olsun! Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın özgürlük ve birlik!